Lamaze Felsefesi ile Doğumunuzu Siz Yönetin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel ve Amerika’da Johns Hopkins Hospital Enstitü’de hamile eğitimlerine katılan Lamaze International sertifikasına sahip Lamaze Eğitim Uzmanı Fatma Coşar sorularımızı yanıtladı.

HAMİLELİK Hit: 1563 / Yorum: 0 / 3 Şubat 2018 14:01
Lamaze Felsefesi ile Doğumunuzu Siz Yönetin
-A +A

Dünyada 1960’lı yıllardan beri uygulanan, Türkiye’de ise son birkaç yıldır daha çok duyduğumuz Lamaze Felsefesi, kadınların bilinçli olarak normal doğuma girmeleri, doğumu korkulacak bir şey değil, keyifli ve özel bir an olarak hissetmeleri için verilen bir bilinç, disiplin. Sadece kadını değil, erkeği de doğumun bir parçası yaparak bebeğe sahip olmanın sorumluluğunu ve hazzını her iki tarafa da yaşatıyor. Ülkemizde sertifikalı Lamaze eğitmenleri bir elin parmağından az. Ama konunun önemini bilenler ve normal doğumu sadece lafta değil gönülden destekleyenler bu konuda çalışmalarını sürdürüyorlar.   Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel ve Amerika’da Johns Hopkins Hospital Enstitü’de hamile eğitimlerine katılan Lamaze International sertifikasına sahip Lamaze Eğitim Uzmanı Fatma Coşar sorularımızı yanıtladı.

 

Lamaze tekniği neden önemli?

Prof. Dr. Teksen Çamlıbel: Ülkemizde normal doğumun giderek azaldığı, sezaryenin ise arttığı yönünde bilgiler var. Doktorların yaklaşımları nedenler arasında gösterilse de, ben anne adaylarının sezaryeni  istediklerini de biliyor ve gözlemliyorum. Bunda da kişinin ağrıya karşı korkusu, doğumla ilgili bir takım negatif bilgileri, çevreden ve medyadan verilen yanlış imajların yarattığı korku, medeni toplumlarda programlamaya daha fazla yönelinmesi gibi faktörler etkili… 

Normal doğumdan uzaklaşmanın temelinde; doğum esnasında yaşanan olaylardan korkma, çok ağrı, acı çekeceği ve buna dayanamayacağı gibi düşünceler var.

Lamaze eski bir doğum tekniği aslında, günümüzde modernize edildi. Temel prensibi şudur: Ağrı psikolojiyle ilgili bir algılama olayı. Kişinin dikkatinin, ilgisinin, beyninin belli bir noktaya yönlendirilmesi ağrı algısını azaltıyor. Korku ise ağrıyı artırıyor. Anne adayı doğumla ilgili doğru bilgilendirilirse, doğal olayların nasıl geliştiğini, güvenli bir ortamda kendisine destek olacak insanların bulunduğunu bilirse bu ağrı eşiğini, algısını olumlu etkiliyor. Doğum ağrılarının 30-35 saniye sürüp, sonrasında 3-4 dakika ara vermesi, tabiatın zaten kişiye verdiği dinlenme fırsatı… Lamaze bütün bunları bir arada veren bir disiplin.

Doğum öncesi anne ve baba adaylarının lamaze kurslarına katılmasını istiyoruz. Buradaki bilgilendirmelerle doğumun, ağrının ve bedenin ihtiyaçlarının ne olduğunu öğrenin, birbirinize destek olun. Nefes egzersizleri, ıkınma dediğimiz bebeğin dışarı çıkmasını sağlayan o pozitif enerjinin nasıl kullanılacağı, ağrıyı duymamak için vücudun tepkilerine nasıl cevap verileceği öğretiliyor ve doğum daha keyifli ve eğlenceli bir hale getirilmeye çalışılıyor. Anne adayının bilinçli olması, doktor, hemşire ile ekip halinde çalışması, normal doğumun başarıyla sonuçlanmasını sağlayan şeylerdir.

Normal doğumu önemseyen ve destekleyen bir ekibiz. Lamaze’da bu konuda önemli ve güzel disiplin. ÜlkemizdeLamaze eğitimi almış uzman sayısı çok az. Hocamız bu konuda eğitimini tamamlamış ve sertifikasını almış sayılı kişilerden biridir.

 

Hamile olduğunu yeni öğrenmiş bir anne adayına Lamaze tekniğini nasıl anlatırsınız?

Fatma Coşar: Lamaze tekniği 1960 yıllardan beri dünyada kullanılıyor. Doğuma bilinçli yaklaşımdır temeli. Dr. Lamaze bu yöntemi ilk olarak Fransa’da kendi kliniğinde kullanmaya başladı. Daha sonra Amerika’da ve dünyada yaygınlaştı. İnsanlar Lamaze tekniğini nefes eğitimi olarak düşünüyorlar. Ama Lamaze nefes tekniklerininde içinde olduğu bir doğum felsefesidir. Kadın bilinçlidir, doğum seyrinin içindedir ve vücudundaki değişimin farkındadır. Doğumun nasıl ilerlediğinin, ağrıya nasıl cevap vermesi gerektiğinin bilincindedir. Bu bir yolculuğa benzer. Örneğin siz Ankara’dan İstanbul’a giderken nerelerde, ne kadar mola vereceğinizi, yolculuğun ne kadar süreceğini bilirsiniz. “Az daha sabredeyim, şurada mola vereceğiz” diyebilirsiniz. Bunun gibi… Doğum ağrılarınızın farkındasınızdır. Ağrıları dalgaya benzetiriz. Siz sürekli dalgalara karşı koyarsanız yıkılırsınız. Ama karşı koymak yerine dalga geldiğinde kendinizi bırakır, dalgayla birlikte hareket ederseniz, işiniz kolaylaşır.

                

Doğumun aşamalarında, ıkınma arifesinde ağrıyı nasıl tanımlıyorsunuz? Ağrıyı başedilecek bir şey olarak mı görüyorsunuz, yoksa ağrının rahim kaslarının kasılıp bebeği çıkarmak için güç oluşturduğunu mu düşünüyorsunuz? Lamaze eğitimi alan insanlar bu işin bilincinde olarak doğuma katılır. Ağrılar geldiğinde ne yapılacak? Eğitimde bunları öğretiyoruz. Gevşeme tekniklerinden hangisini uygulayacak, nefesi nasıl olacak, odak nokta oluşturma, bir sonraki aşamaya hazırlanma, sevdiği insanı da doğuma katma gibi… Bilinçli doğuma katılma kadının hem daha rahat hissetmesini hem de kendini sağlık personelinden biri olarak görmesini sağlar. Doktor, ebe, kadın ve eşi, bir ekip çalışması…

 

Eğitim almamış, doğumu bilmeyen bir kadın ne yapacağını bilemez. İnsanı en çok korkutan şey ise bilinmemezliktir. Doğum öncesi eğitimin en önemli amaçlarından bir budur. Bilgiyle korkuyu yenmek…

Fiziksel olarak baktığınızda korku, gerginlik ve ağrı üçgeni vardır. Bu kısırdöngü halinde devam eder. Siz bu üçgeni kırmayı başarırsanız, ağrıyı hissetmeyeceksinizdir. Lamaze eğitimi ile odak noktanız ağrıdan farklı bir noktaya yöneltilir, ağrıdan uzaklaştırılır. Ağrı geldiğinde de bilirsiniz ki bu mutlu sona bir adım daha yaklaşmanız anlamına geliyor.

  

Lamaze eğitimine ne zaman başlanır? Neler öğretilir?

Fatma Coşar: Hamileliğin 24-28. haftasından sonra başlanır. 28. haftadan doğuma kadar hamilelikle ilgili yaşanacaklar, erken doğum, nefes teknikleri, bebek bakımı, gevşeme teknikleri, egzersizler, özellikle pelvis taban kaslarını kuvvetlendirecek egzersizler, ıkınma teknikleri öğretilir.

Normal doğumu istiyoruz ve destekliyoruz. Bu noktada Lamaze doğru bir felsefe, neden?

Bu noktada Lamaze felsefesinden bahsetmek gerekir. Birincisi; doğumun kendi kendine doğal olarak başlamasına izin verilir. İkincisi dışarıdan doğumu hızlandırıcı müdahaleler olmamalıdır. Ne olur dışarıdan doğumu hızlandırıcı suni sancılar, hormonlar verilirse? Normal olarak vücutta rahim kasılmalarını başlatan hormon oksitosindir. Yavaş yavaş kanda yükselir ve kasılmalar artar. Oksitosin seviyesi yükseldikça ağrılar daha fazla hissedilir. Bu belli bir seviyeye geldiği zaman endorfin hormonu salgılanmaya başlar. Bu vücudun ağrı kesicisidir, rahatlama hissidir. Yani vücut kendi dengesi içinde bunu ayarlar. Ama siz dışarıdan oksitosin verdiğinizde, kandaki yavaş yavaş yükselme sağlanmadığından yeterli endorfin oluşmaz ve kadın şiddetli ağrı hisseder.  Bu normalden fazla bir ağrıdır. Dışarıdan ilaç ve hormon verme, sürekli monitör ile anne ve bebeği izleme, Lamaze felsefesinin reddettiği şeylerdir. Sürekli monitöre bağlı olmak hareket etmeyi engeller ki kadının hareket etmesine izin verilmesi Lamaze felsefesinin üçüncü maddesidir. Yürümesi, hareket etmesi, pozisyon değiştirmesi lazım.  Dördüncü olarak sevdiği bir insanı yanında getirmesine izin vermektir. Doğum yapacağı ortam kadın için önemlidir. Hastane odası da olsa ev gibi bir ortam insanı daha çok rahatlatır. Odanın dizaynının rahat olması, duş alabileceği bir yer olması, loş bir ortam yaratılması, oda ısısının ayarlanması, sevdiği bir müziğin çalması ve sevdiği bir insanın yanında bulunması kadını rahatlatır. Özgüveni artar ve doğuma daha hakim olur. Beşinci maddesi de sırt üstü yatarak doğum yapmamaktır. Yatarak doğum, yerçekiminin etkisine karşı yapılan bir doğumdur.   Çömelerek ya da yan yatar pozisyonda yer çekimine uygun doğum yapmak gerekir.  Sırt üstü yatarak doğum yaparsanız büyük damara baskı olacağından bebeğin oksijenlenmesi engellenmiş olacak, hem de bebeğin doğum kanalına yerleşmesine çok fazla imkan vermemiş olacaksınız. Yerçekimine göre duruş bebeğin doğum kanalına daha rahat yerleşmesine olanak tanır. Altıncı madde ise doğumdan sonra anne ile bebeği bir arada tutmaktır. Doğumdan hemen sonra bebeğin annenin göğsüne konularak ten temasının sağlanması, sıcaklığını hissetmesi lazım. Bu özellikle sütün salınımını tetikler. Bebeğin sürekli annenin yanında olması anneyi psikolojik olarak olumlu etkileyecektir.

 

Lamaze’da babaların rolü önemli

Fatma Coşar: Biz eğitimleri anne ve babaya veriyoruz. Baba annenin doğum koçu oluyor. Doğum zamanı geldiğinde kadının hemen hastaneye gelmemesini (normal ve herşeyi sorunsuz ilerleyen hamilelerden bahsediyoruz), eşinin ona koçluk yapmasını istiyoruz. Yapılan araştırmalar doğuma katılan babaların çocuk yetiştirmede daha çok özgüven sahibi olduklarını ve kendilerini ekibin bir parçası olarak gördüklerini kanıtlamıştır. Boşanma oranlarının daha düşük olduğu gözlenmiştir mesela…  Kadın karşısında çaresiz birini istemiyor. Destek istiyor. Baba doğumu bilmeden eşine nasıl destek olabilir?

İlk aşamada kadın ağrılarla daha kolay baş edebilir. Ama aşamalar ilerledikçe ağrıları kontrol etmesi için eşi ona koçluk yapmalıdır. Beraber nefes almalı, gerekirse masaj yapmalı, gevşeme tekniklerini uygulatmalı, ağrılara karşı birlikte dans etmeli (hem bebeğin daha kolay doğum kanalına yerleşmesi hem de dokunmanın verdiği güven ve rahatlamayı hissetmesi için). Eşine en büyük destekçi olmalıdır.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
2016 www.annelikheyecani.com tüm hakları saklıdır Haber Yazılımı Haber Scripti